buserinin ilk kitabını taa geçen yaz okumuştum ve her ne kadar klişe ve öylesine okumalık bulduysam da beğenmiştim. serinin devamı olduğunu da gördüm ama devam Vaka Çalışması – Biz neyiz sorusuna soğuk cevap vermek. Abi, kızla 3 ay önce arkadaş çevrem vasıtasıyla tanıştım. O zaman kız arkadaşım vardı ve o nedenle kıza yürümedim ama kızın benden hoşlandığını hissediyordum. 1 ay sonra kız arkadaşımdan ayrıldım. Zaten son zamanlarında artık pek istemediğim bir bakipcikcamm Xper 4. Birbirimizi deli gibi aşırı sevdiğimiz sevgilim şu an yanlız kalmak istediğini söylüyor.. onun öncesinde ayrılmak istediğini belirtti ama sonrasında benimle biraz konuştuktan sonra 2 - 3 gün yanlız kalmak istediğini söyledi.. muhtemelen sonrasında yine aynı ayrılık fikriyle gelmesinden çok korkuyorum birazönce bişe olmuştur ve sakinleşmek için yalnız kalmak isterler.. çok üzücü bir haber almış olabilir kimseye görünmeden ağlamak ister yalnız kalmak isterler.. çok kötü bişey yapmıştır kendinden nefret ediyodur ve sana her baktığında kendi nefretiyle yüzyüze geldiği için yalnız kalmak isterler.. Yalniz" metninin Reverso Context tarafından Türkçe-Almanca bağlamda çevirisi: yalnız kalmak, yalnız başına, biraz yalnız, yalnız bırak, yalnız başıma 9yW7. potansiyel pms diyaloğu...bkz pms diyalogları bir ilişki hakkında söyleniyorsa bu söyleyen taraf ilişkiyi bitirmek istiyordur ama cesaret edemiyordur çünkü alışmıştır terk edeceği insana onsuz boşlukta hissedecektir. işte bu yalnızlık alışma dönemidir. alışma dönemi bitince terk edilecek kurban soğuk bi tavırla bir mekana çağrılır ve bu yalnız kaldığı dönemde çok düşündüğünü ve ayrılmaları gerektiği söylenir. bkz take your time diyip cekilmek icap eder duyuldugunda, racondandir. ...derken ilgiye en çok ihtiyacınız olduu andır. karşınızdaki kişiye sövüp saydırıp kalbini kıracağınıza söylenebilecek en doğru söz. kötü insan konumuna düşerseniz belki, belki de en çok ilgiye konuşmaya paylaşmaya ihtiyaç duyulan an olsa gerek. en zayıf, en dengesiz olduğunuz an olsa gerek. belki de kendini daha da rezil etmemek uğruna yalnız kalmaya yönelir kişi. bu süre çok uzadıysa, yani yalnız kalarak geçirdiğiniz süreyi kesen tutup kolunuzdan çekip çıkaran biri olmadıysa da insan kendine yalan söylemeye başlar. ben yalnızlığı seviyorum, bu* benim seçimim. aksi halde kişi daha da dipsiz derinliklere çekilir zaten, ne desin ki. buna o kadar inanır ki, inandığını unutur zamanla, gerçek zanneder. bu durumun farkına varan aile için çok kötüdür. "evladım neyin var?", "yok bişey biraz yalnız kalmak istiyorum". aslında burdaki gizli nesne çaresizliktir. "içim yarılıyo anne ama maalesef yapacak bişey yok, belki kötü şanstır, belki zamanla düzelir, biraz yalnız kalsam sanki.". sanki içteki iki kişi elim sende oynamaktadır, "hey hadi kendine gel, zıpla koş, bişeyler yap, dağılma" derken diğeri son derece umutsuz depresif bir şekilde "dur artık, yavaşla, konuşma, çıkma, otur yerinde, muhatap olma, uyu, bol bol uyu, uyku ne güzel şey aslında"..biraz yalnız kalmak istiyorum diye başladı, hala o başlangıçta, biraz ne kadar zira? iki safhası var bu cümleyi kurmanın, öncesi ve sonrası tabi ki. öncesinde birikir, birikir bazı şeyler, mücadele anlamsızlaştığında, çırpındıkça paşabahçe dükkanına giren fil misali... sonrası ise düşününce komik geliyor, özellikle istanbulda, ya da olası tüm metropollerde, zira metropol hastalığı sanki bu. evet sonrasında milyonlarca insan, "biz hepimiz yalnızız".. "arkadaşlarla karar verdik, biraz yalnız kalmak istiyoruz dedik, şimdi yalnızım diyeceğim biri bile yok". köylerde kasabalarda böyle olmuyor sanırım. insanın sürekli yetiştirmek zorunda olduğu işler, yoğun tempo oldukça insan yalnızlığını bile ağız tadıyla tarihe, her kim ki biraz yalnız kalmak istemişse** hep üretmiştir. yazı yazmıştır, resim yapmıştır, koşmuştur zıplamıştır, can sıkıntısında "dur ben gidip ekşi sözlük diye bişey yapayım" bari demiştir. artık pek de öyle değil sanki. yalnız kalmak isteyen çırpınırcasına tüketiyor, hırsla nefretle tüketiyor. sigara, bira, çikolata, yemek, kıyafet, ot, bok.. evden çıkmış olmak için markete gidip binbir tane gereksiz saçmasapan şey alıp çıkıyor. biraz yalnız kalmak istiyorum, en çok da karşınızdakine verdiğiniz değer, duyduğunuz saygıdır, bazen bazı şeylerin tek çaresi zamandır. bazen aileye, bazen kankaya, bazen sevgiliye söylenir genelde. kişi kendi dertleri ile başkasını boğmak istemez veyahut karşısındakinin çözemediği veya çözemeyeceği problemlerden kaçmaktır bazen. bkz sosyal ötanazi bu eyleme karsinizdakini de ortak etmek isterseniz beni kendi halime birak kalibi daha bi uygun kacar. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Göksel ikinci nostalji albümünüyle 'Hayat Rüya Gibi' deyip, bizi doğduğu 70'li yıllara götürüyor. Biz de albümü bahane edip, Göksel ile rüya gibi geçen hayatını konuşuyoruz. Göksel, o dönemden hatırladığı eşyalarını, ayakkabısını, oyuncağını, şarkılarını ve maceraperest babasıyla geçirdiği güzel anları anlatıyor. Bitmiyor, mutlu ve mutsuz anlarını, yalnızlığı neden seçtiğini, hangi zamanda yaşamak istediğini, eskiyi neden sevdiğini çocuksu tavırlarla anlatıyor. İşte karşınızda 70'lerin kadını Göksel. 1971 doğumlusunuz. Çocukluğunuzun geçtiği bu dönemde ilk hatırladığınız şey ne? Bahçeli apartmanımız. Suadiye'de oturuyorduk. O zamanlar o semtte çok güzel apartmanlar vardı. Oradan oraya oynayan kediler, üst kat komşumuzun mavi minibüsü… Turistler gelirdi. Güzelmiş… Bir çocuk için olağan üstü şeyler aslında. Çiçekler, kediler, tuhaf giyimli genç abiler, ablalar ve müzik. Babam müzik sevdiği için evimizde hep bir ses vardı. Ailenin kaç numara çocuğusunuz? İlk çocuğum. Kız kardeşim ve erkek kardeşim var. Bu güzel renklerle bezenmiş resimde hiç kara bir renk yok mu? Var tabii… Bütün bu rüyanın arasında, sokağın köşesinde öldürülen gazeteciler de var. Benden büyük kuzenlerim, Suadiye Lisesi'nde okuyorlardı. Okuldan çıkıp korkarak eve geldiklerini hatırlıyorum. Yine, babam bir akşam bizi Bağdat Caddesi'nde gezmeye çıkarmıştı ve korkarak eve dönmüştük. Hergün apartmanımızın duvarında yasa dışı bir örgütün sloganıyla karşılaşırdık. Bir taraftan neşe, naiflik ve doğa; diğer taraftan ülkedeki koasu hatırlıyorum. O yıllardan kalma eşya? Anneannemin ördüğü minik battaniye. Şarkı? Türk filmi şarkıları. Emel Sayın'ın şarkılarını çok net hatırlıyorum. Bir de albümümde söylediğim Eylülde Gel şarkısı var. Bu şarkı size neyi hatırlatıyor? Sabah kahvaltısı ediyoruz, hava çok güzel ve radyoda Eylülde Gel çalıyor. Ayakkabı? Klasik kız çocuğu ayakkabısı diyebileceğimiz kırmızı tokalı bir ayakkabım vardı. Ayakkabılarınızı siz mi beğenirdiniz yoksa anneniz mi? Kendi beğendiğimi alırdım. Çok zor beğenirdim. Babam beni dükkan dükkan dolaştırırdı, bir türlü beğenemezdim. Özellikle ayakkabıları çok zor beğenirdim. Şimdi? Şimdi daha kolay beğeniyorum. Ayakkabıları daha çok çeşitli yaptıkları için olabilir. gülüşmeler Oyuncak? Pembe Panter. Bir an… Babam ve kızkardeşimle birlikte yasa dışı yollarla uçakları seyretmeye gitmiştik. Nasıl yani? Babam maceraperestti… gülüşmeler Bir bahar günü havalimanın yakınlarında bir tarlanın üzerine yatarak uçakları seyretmiştik. Üzerinden zaman geçmiş bir hayatı anımsamak size iyi gelir mi? İyi hissettiriyor, çünkü hep güzel hatırlıyorum. Aslında hayatımda çok iyi şeyler de olmadı. Çok mu elbebek gülbebek yetiştirildiniz? Yoo. Kolay değildi. Kardeşlerim aramda pek yaş farkı yok. Kız kardeşim iki yaş, erkek kardeşim benden altı yaş küçük. Kardeşlerime ablalık yapmak zorundaydım. Aslında annem için de zordu. Harika bir çocukluğum olmadı ama güzel hatırlıyorum. Sık sık geri dönüşler yapar mısınız? Siz olmuşlara mı, yoksa olacaklara mı daha çok kafa yorarsınız? İkisini de çok düşünüyorum. 'Anı ne kadar yaşıyorum?' Bu konuda kendimi çok eleştiriyorum. Kaçırıyor musunuz? Evet. Neden? Bilmiyorum. Yarın ve dünle çok meşgulüm. En büyük problemim bu. Neyi özlüyorsunuz? Geçmişte kalan insanları çok özlüyorum. Okula gitmeyi de çok özledim. Mesela; Bu sabah 'Okula gitmek istiyorum' diye uyandım. İki yıl önce iki ay kadar İngilizcemi ilerletmek için Londra'da okula gitmiştim. Çok keyif aldım. Eğitiminizi yarıda bıraktığınız için olabilir mi? Evet okulu bitirmedim. Sever miydiniz okula gitmeyi? Yoo. O kadar sevmiyordum. Ama şikayetçi de değildim. Öğrenme duygusunu seviyorum. Peki neden felsefe okudunuz? Psikolojiyi çok seviyordum. Hep 'psikolog olmak istiyorum' dedim. Üniversite tercihi yaparken bir iki puanla felsefeye girdim. Hatta felsefeyi kazandığım için üzülmüştüm. Zor geldi. Siz de müziğe kaçtınız… Evet. Müzik ağır bastı. HAYALPEREST OLUŞUM BENİ YALNIZLAŞTIRIYOR Yalnızlık mı, kalabalık mı? Yalnızlık. Neden? Seviyorum. En çok nerede yalnızsınız? Evimde. Çünkü daha üretici ve çalışkan oluyorum. Çocukluğumdan öyle mi öğrendim bilmiyorum. Çocukken yalnızdım diyorum ama aslında yalnızda değildim. İki kardeşim vardı. Sizi ne yalnız bırakıyor? Hayalperest oluşum beni yalnızlaştırıyor. Birşeyler yazabilmek içinde yalnız olmak gerekiyor. Kendime ait bir zamana ihtiyacım oluyor. Asıl depresif halim o zaman başlıyor. Bittiği zaman inanılmaz bir rahatlama hissediyorum. Hayata uyum sağlamada zorlanıyor musunuz? Evet doğru, zor oluyor. Normalde insanların içindeyken bile dalgınlıklar yaşıyorum. Çünkü o sırada ben başka birşey düşünüyorum. Konsantrasyon sorunu gibi. Mesela; o sırada bir şarkı düşünüyorum. Yaşadığınız hayatın nesini eleştiriyorsunuz? Yeni dünya insanı bireysel bir yaşama sürüklüyor. Ben de yalnız yaşıyorum ve bu bencil bir yaşama dönüşebiliyor. Başkası için değil, sadece kendin için birşeyler yapmaya başlıyorsunuz. 'Yalnızlığı seviyorum' çünkü… Çift olmamak demek. Hayatıma müdahale edilmesinden hiç hoşlanmıyorum. Çift olmak ağır birşey mi? Bana ağır geldi. Yalnızım, kadınım ve hayatımı sürdürüyorum. Onun için bu kadar gururla söylüyorum. İleride ne olacağımı da bilmiyorum belki bir sene sonra 'evlendim, çok mutluyum' diyeceğim. 'Çift olmak çok güzel birşey' diyeceğim. Ne kadar zamandır 'tek'siniz? İki yıl oldu. İlk eşim… Diyordum neredeyse demek ki bir daha evleneceğim. gülüşmeler O yedi yıl süren bir beraberlikti. Ama ondan önce de yalnız yaşıyordum. Karar verirken zorlanır mısınız? Çok zorlanıyorum. Evlilik çok zor bir karardı gerçekten. Boşandığınızda birşeyleri beceremediğinizi ya da yeteneksiz olduğunuzu düşündünüz mü? Çok doğru. Yenik hissediyorsunuz. Boşanma süreci çok kötü. Hakimin karşısına suçlu gibi çıkıp, “başaramadık” diyorsunuz. İsimleriniz okunuyor, size hitap şekilleri, cümleler çok acıtıcı. Peki 'eş' olmak size ne hissetirdi? Birine eklenmek, bağlanmak… Bunu hissetiğim için kopmak istedim. Bu durumu çözebildiniz mi? Hayır. Belki de evlilik insanın doğasına aykırıdır. Bize yanlış öğretilmiştir. İnsanlar cesaret edip söyleyemiyor bence. Bu çok önyargılı bir tavır oldu… Böyle söylediğim için üzgünüm. Benim söylediğim şeyler yanlış anlaşılmasın. Çok eşlilikten bahsetmiyorum. Sadece bir insana yapışık halde yaşamanın boğucu birşey olduğundan bahsediyorum. Sizin yaşadığınız kötü bir deneyimdi belki… Doğru. Biz aynı zamanda müzik de yapıyorduk. Kendimize nefes alacak alanlar yaratmadık ondan olabilir. Evlilikleri elli yıl süren çiftlere hayranlık duyuyorum. Çünkü çok zor birşey başardıklarını ve ne kadar emek harcadıklarını biliyorum. Peki neden yürümüyor, ya da duruyor? İlişkilerin yürümemesinin sebebi kadınların erkek, erkeklerin kadın gibi olması. Sadece kadınlar değil, erkekler de tuhaflaştı. Nasıl bir tuhaflık bu? Kadınlar çalışıp bireysel bir yaşamı benimserken, erkeklerin sorumluluk duyguları ve kaygıları azaldı. Bilmiyorum, belki de çok fazla şey bekliyoruz erkeklerden. Anneniz ve babanız nasıl bir modeldi? Ben klasik bir aile ortamında büyüdüm. Babam işe gider, annem çocuklarını büyütürdü. Annem her zaman babamın arkasındaydı ve kendine ait hiçbir yaşam alanı yoktu. Hep çalışan bir kadın olmak isterdi. Belki anneniz gibi bir eş olmak istemediniz. Onun yapamadıklarını yapmak için böyle hareket ediyorsunuz…. Çok haklısınız. Benim özgür olma ve müdahale istemeyişimin sebebi bu. Kafanızda 'çift' olmanın bir ölçüsü var mı? Her iki tarafın eşit olduğu ve dengenin sağlandığı, kendine ait özgürlük alanlarının olduğu bir şekil olabilir. 'Bir' olmak, kötü bir fikir mi? Değil. 'bir' olma duygusu olağan üstü birşey. Ama 'bir' olurken kendini yok etmemek lazım. Peki neden evlendiniz ? “Kariyerimi yaptım artık evleneyim” mi dediniz? Evlendiğim zaman 'Körebe' albümünü çıkarmıştım ve çok popülerdim. Alper'le çok iyi gidiyordu. Otuzuma gelmiştim ve evlenmem gerek diye düşünmüştüm. İkili ilişkilerde nerede hata yapıyorsunuz? Kendimden çok şey veriyorum. Başkalarının ihtiyaçları daha önce geliyor. Kendinizi ihmal ediyorsunuz… Evet. Çok ihmal ettim. O yüzden artık yalnız kalıp, kendimi korumak istiyorum. Çoğalmak istiyor musunuz peki? İstiyorum. O yüzden tekrar evleneceğim. KENDİME ÇEKİ DÜZEN VERMEM GEREKİR Mİ DEDİĞİM ZAMANLAR OLDU İlk albüm? O zamanlar çok geç kaldığımı düşünüyordum. Ama daha yirmi beş yaşındaymışım. O kadar da geç değildi aslında. Benim için çok daha iyi olmuş. 97'deki Göksel ile şimdi Göksel arasında ne fark var? 97 yılında ilk albümüm çıktığında daha çok gençtim. Çok doğru algılanmadım o sırada. Albüm kötü değildi ama kendimi anlatış şeklim yanlıştı. Hakkımda yazılan bütün cümleler 'seksi şarkıcı' diye başlıyordu. Bu beni çok rahatsız etti. Öncelikle müziğe olan bir tutkum var. Bunu çok ünlü olmak ve para kazanmak içinde yapmıyorum. Öyle algılanmak beni çok utandırdı. Sonra birden eskiye döndünüz. Eski şarkılar, eski kıyafetler... Eskinin nesini seviyorsunuz? Estetik anlayışını. Eski şarkıları ve filmleri çok seviyorum. Bir şekilde de bana yakışıyor. İlk nostalji albümü yaparken sevileceğini düşünmüştüm ama ikincisini yapacağımı ve bu kadar beğenileceğini tahmin etmemiştim. Tekrar düşünür müsünüz? Yok. Bu albümler müzik kariyerinizi farklı bir yöne de çevirebilir. Risk almadınız mı? Riskli tabi. Beste yapmak beni acayip mutlu ediyor. Haklısınız bir tane daha yaparsam Göksel sesi olacak ama şarkıları unutulacak. Sizin neye karşı bağımlılığınız var? Müziğe karşı. Yalnız kalan biri olarak insanlara bağımlı değilim ama çalıştığım insanlarla hemen kalpten bir bağ kuruyorum. O insanlarla ayrılırken zorlanıyorum. Kendinizi nerede beğenirsiniz? Sahnede. Albüm için fotoğraf çektiriyorum. Hiç birini beğenmiyorum. Niye? Ne bileyim? kendimi hiç güzel bulmuyorum. Kliplerde de beğenmiyorum, televizyon zaten kilolu gösteriyor. Ama birileri tesadüfen sahneden fotoğraflar çekmiş oluyor. Orada kendimi çok beğeniyorum. Fotoğraf çektirirken her ne kadar poz vermiyorum desenizde poz vermiş oluyorsunuz. Doğallık gidiyor. Müzikte neredesiniz? Duruş olarak ve yaptığım şeylerle, sesimin rengiyle, farklı bir yerde durduğumu düşünüyorum. Bu beni mutlu ediyor. En çok hoşuma giden şey; bu albümlerin birleştirici tarafı oluyor. Altarnatif bir yerde de sahneye çıkıyorum. Ya da tutucu bir kesim beni dinleyip sevebiliyor. Dudaklarında Arzu Türk Sanat Müziği şarkısı gibi. Daha önce bir çok kişi söyledi bu şarkıyı ama albümde çok sevildi. Belki aranjesiyle ya da tanıtımından olabilir. Bu sizin istediğiniz bir konsept mi? Ben müzikte baştan beri kalıcı olmayı hedeflemiştim. Mükemmeliyetçi olduğum için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Biri bana “Sen kariyerinin bir döneminde eski şarkıları söyleyeceksin ve çok beğenilecek” deseydi inanmazdım. Yaşamak için hangi 'dönem'i seçersiniz? Göksel hangi yıla ait? Beğenilerim doğrultusunda tabiki 60'lar ve 70'ler. Kadınları daha zarif buluyorum ama özgürlük açısından 2000'lerde yaşamayı tercih ediyorum. O zaman kadınlar çalışma hayatının içinde değillermiş. Daha erkeklerin gölgesinde ve onların hayatlarını kolaylaştırma üzerineymiş. Tanıdığım pek çok kadın hayatlarını çocuklarına ve eşlerine adamışlar. Kötü birşey mi bu? Tabi ki oda kutsal birşey. Kastettiğim, o dönemlerde kendilerini kocalarına adamış kadınlar daha çok vardı. O yıllarda yaşasaydım işimle ilgili bu kadar cesaretli davranamazdım. Başarısız olsaydınız? Öyle bir ihtimali düşünmeden deli cesaretiyle hareket ettim. Başarısız olmak çok daha büyük bir ihtimal ve bu bana ağır gelirdi. Çünkü sahnenin tozunu yutup, bir kenara çekilmek zorunda kalırdım. Yazdıklarınızın ne kadarını yaşıyorsunuz. Mesela; Depresyondayım şarkısında depresyonda olan siz miydiniz? Evet. Ama siz bunu reddettiniz? Doğru. O dönem basın kullanır diye söylemek istemedim. Benim için herşeyin bittiği, bütün o hikayelerin yaşandığı dönemin arkasında yazılmış bir şarkıydı. Bazen düştüğünüz kötü duruma gülersiniz. Öyle bir dönemdeydim. İnsanların hakkınızda bildiği yanlış birşey var mı? Rahatsız olduğum bir iki şey var. 'Babası Mersin'de akıl hastası' diye yazılmıştı. Diğeri de benim bir zamanlar Levent Yüksel'le birlikte olduğum. Bu bilgilerin hepsi yanlış. Bunlar beni çok kızdırıyor. Hakkınızda yapılan eleştirilere üzülür müsünüz? Tabiki üzülüyorum. Başka bir taraftan haklı olabileceklerini de düşünüyorum. gülüşmeler Eleştirilere göre hareket etmiyorum ama kulak arkası da etmiyorum. 'Kendime çeki düzen vermem gerekir mi?' diye düşündüğüm zamanlar oldu. ALPER İLE EVLİ OLDUĞUM DÖNEMDE, GÜÇLÜ TARAFIMI KAYBETMİŞTİM Göksel'in mutsuz haliyle mutlu hali arasında çok fark var mı? Var. İkisini de abartılı yaşıyorum. Herhangi birşeye üzülüp kafamda çok büyütebilirim. Arkadaşlarıma anlatırım. Ama bir iki saat sonra geçer. Abarttığım kadar kötü olmadığını iki saat sonra ben de fark ederim. Normal bir insanın çok gülmeyeceği birşey bana çok eğlenceli de gelebilir. Biraz çocuksu bir karakterim var. Deli gibi mutlu olduğunuz bir zaman oldu mu? Evet. Öyle zamanları hatırlıyorum. Ama ölecek kadar mutsuz olduğum zamanları da hatırlıyorum. Çalışırken kolay biri misiniz? Evet. Kolay olduğumu söylüyorlar, ben de öyle düşünüyorum. Hiç kaprisli değilim, keşke biraz kaprisli olsaydım. Kırılgan duruyorsunuz? Göründüğünüz kadar kırılgan mısınız? Kırılganım. İnsanlara fazla nazik davranıyorum. Ama aslında ben tek başına ayakta duran ve birçok şeyin altından kalkmış da biriyim. Kendi içimde korumasız olsaydım, ayakta durmam mümkün olmazdı. Bu ruh yapısı nereden geliyor? Anneannem ve babaannem birbirinden çok farklı kadınlar. Babaannem hayatımda gördüğüm en güçlü kadın. Anneannem de melek gibi bir kadın. Babaannem de öyle ama onun farklı bir gücü varmış, herkese sözünü geçiriyormuş. Bir yanım anneannem bir yanım babaannem gibi. Ne değişti hayatınızda? Dönemlere ayırıyor musunuz? İlk albümden sonra kendimi sorgulama dönemine girdim. Nereye gidiyorum, ne yapmalıyım? Hayatıma nasıl bir yön vermeliyim? O öyle bir kırılma dönemi. Hayattan bir kaç tokat yediğim bir dönemdi ve iyi geldi. Sonra Körebe albümüm çıktı. Bu duygularla yazılmış bir albümdür. Sonra Alper ile evli olduğum dönem. Evlilik hayatı boyunca çocuksulaştım. Güçlü tarafımı kaybettim. Neden? Bilmiyorum. Hayatımı başka birine teslim ettiğim için olabilir. Şimdi ise tek başımayım. Nur Viral'in sunduğu Hayatta Her Şey Var'a katılan Aile Danışmanı Serhat Yabancı'ya bir seyirci, eşinin uykusunda başka kadınların ismini sayıkladığını söyleyince, aldatan erkeğin tepkileri anlatıldı. Beyaz TV'deki Hayatta Her Şey Var programının sunucusu Nur Viral, bu hafta Aile Danışmanı Serhat Yabancı'yı konuk etti. Canlı yayına telefon ile bağlanan bir seyirci, Serhat Yabancı'ya aldatıldığına dair şüpheleri olduğunu aktardı. "5 yıllık eşim bana yavru ceylanım derdi, sürekli arar sorardı ama 2 senedir ne arıyor ne soruyor." ifadelerini kullanan seyirciye Nur Viral, "Aradan 5 yıl geçmiş yavru ceylanlık kalmıyor, ondan olabilir mi?" dedi. "GECE RÜYALARINDA İSİM SAYIKLIYOR" Seyircinin devamında olayı, "Ama şöyle bir şey var, gece rüyalarında başka isim sayıklıyor. Ses kaydı aldım eşime gösterdim. Yine inkar ediyor. 'Eşimden boşanmak istiyorum ama kızım var' diye sayıklıyor, ben dayanamıyorum. Ben eşimi kendime geri nasıl bağlayacağım. Bakım yapıyorum, kıyafetlerimi değiştiriyorum." ifadeleriyle açıklaması üzerine stüdyoda şaşkınlık yaşandı. Serhat Yabancı Aldatan erkek uzaklaşmaya başlar VİDEO "ALDATMA VAKASI VAR" Bunun üzerine Serhat Yabancı, "Burada bir aldatma vakası var. Hem başka kadının ismini sayıklıyor hem de uzaklaşmaya başlamış. Aldatan erkek uzaklaşmaya başlar. Aramaması, eskisi gibi iltifat etmemesi aldatmayı gösteren tavırlar." dedi. "BU ADAM DÜZELMEZ" Yabancı, açıklamalarına şu sözlerle devam etti "Maalesef birçok erkekte şunu görüyoruz. Eşi, anne kimliğine girdikten sonra adam başka tarafa doğru yöneliyor. Maalesef bazı adamlar böyle durumlar var. Aynı evde başka isimleri sayıklarken bu adam nasıl düzelir demeyin. Bu adam düzelmez. "İMKANINIZ VARSA BOŞANMA ÖNCESİ BİRAZ YALNIZ KALIN" Boşanın demiyorum ama boşanma öncesi 'ben biraz yalnız kalmak istiyorum dayanamıyorum, daha fazla tahammül edemiyorum' deyin. İmkanınız varsa mekanı bir değiştirin. Başka bir yerde kalabiliyorsanız deneyin ya da eşiniz gitsin. Eylem çok önemli, aynı yerde kalarak olmaz." Nur Viral'in "5 sene önce ahu gözlüm, yavru ceylanım falan diyormuş ya 5 yıl geçmiş üzerinden. Söylememesi onun aldattığını da göstermez değil mi?" ifadelerinin üzerine Yabancı ise "Aldatma sinyalini şöyle aldım, bir isim sayıklıyor, bir de çok ilgi gösteren adam brden ilgiyi kesti." ifadelerini kullandı. asıl o zaman yalnız oluyorsun. gelenler paran için gelmiş oluyor, senin için değil. bu daha kötü bence. yanlis sayilmazlar. her kadin para aramiyor ama para arayan kadinlar var bu bir gercek ve haliyle paran oldugunda bosta kalmiyorsun. "science bitch!" benim gibi beceriksiz ve tipsizler bunu kabullenmek yerine çulsuzluğu bahane etmek daha kolay valla gayet de olabilir. kaba hesap aldın cuma akşamı içmeye gittin. 3'er bira içseniz ortaya fıstık, cips gelse 400 lira gitti ortalama. yol masrafını da koy etti mi sana 500 tl. gece de beraber güzel vakit geçirip uyudunuz. sabah oldu hadi kahvaltıya gidelim dediniz gitti 250 tiel daha. etti 750. kahvatıdan sonra da biraz gezip kahve içtiniz diyelim 100'de ona gitsin. ne yaptı? 850. ıvır zıvır derken. 24 saat dolmadan 1000'lik oldunuz. ayda bir kere böyle davranıp diğer 3 hafta daha ucuz aktivitelere yönelseniz bile 3 haftanın yekünü en kötü 2000 tutar. kaba hesap sevgillik müessesesinin aylık masrafı 3000 tl. asgari ücret 4500 turkish lira...ever kadınların bir kısmı para aramıyor, her şey para değil ama bir o kadar da her şey para. kimse kimseyi kandırıp boşuna boklamasın. parası olmayan bir erkeğin de gayet sevgilisi olabilir. ağzı çok iyi laf yapıyordur. oyunu kurallarına göre oynuyordur. aşırı yakışıklıdır, genetik olarak parası olmayan erkek neye sahip olursa olsun bir ilişkiye zor ulaşır. bunu illa ki kadınların para avcısı olmasına bağlamaya gerek yok. erkeğin görevi eskiden beri 'kadını tavlamaktır.' doğada bile erkek hayvan gelir dişisi neyden etkilenecekse onu sergiler gider. gerçekleri inkar edip modern takılmaya çalışmakla gerçekler değişmiyor. bu, bu hayatın olan erkek kadına para yedirmese bile insanların gözünde sadece kadınların değil başarılı, güçlü ve gerekli adamdır. dolayısı ile böyle bir adama herkes en baştan pozitif yaklaşır. parası olmayan adamı tanımak istemeyen hatun, parası olan adamla sırf parası var diye beraber olmaz belki ancak onu tanımak için açık bir kapı yakışıklı, iyi giyimli birisi baktığı zaman 'şu çocuk beni kesiyor'; yakışıklı olmayan ortalama birisi baktığı zaman 'rahat rahat oturmak da yasak. bakıp duruyor.' denilmesi parasız adamın tek gerekçesi para ise kendini kandırıyordur ancak işi çok daha zordur. dileyen herkes kendi fotoğraflarıyla iki farklı profil açıp date uygulamarında takılabilir. birisi standart diğeri ise lüks araçlarla date uygulamalarına bile gerek yok sözlükte profil fotosunu bi bmw ile değiştirse gelen mesajların farkını, ya da yazdığında cevap alma oranını bizzat kendi gözleri ile gelen kadın o profil resmine istinaden geldiğini tabiki kabul etmek ancak gerçeği görmek için az biraz akıl yeterlidir diye düşünüyorum. parasız erkeği sadece annesi sever. çünkü kimse yoğurdum ekşi bu ülkede özeleştiri yapan insan bulmak imkansıza yakın. en alçakgönüllüyüm diyen bile en fazla "bende de hata var ama başkaları bla bla" yüzden çok normal bu bahaneye sığınmaları. özellikle sözlükte bu bahaneye sığınıp kadınları suçlayan çok insan var. diğer entrylerine bakıyorum flört ettiği insanları geçtim onu doğuran anası babası nasıl dayanıyor buna onu bile sorsan sütte leke var onlarda yok. götümle güldüğüm başlıklarda bugün... yalnızlığımın sebebi bok gibi olan çalışma kazansam ne olur harcamaya vakit olmadıktan sonra... denklemin değişkenlerini doğru değerlendirmek gerekli. şunu söylemek istiyorum; kendini ifade edebilen, şiddetin hiçbir türüne yakın olmayan ancak maddiyat sebebiyle kendine olan güveni sarsılan belki de milyonlarca erkek vardır."erkek+para=kadın" denklemi değil ki bu. para özgürlük getirir. kendine güvenmeni sağlar. kişisel bakım parayla daha fazla olur. para ortam sağlar. parayla her şey değil ama birçok şey mesele parası olmayan ve ciddi bir ilişki isteyen ama elde edemeyen erkeğin sebep olarak parayı sunması değil. bunun bahane olduğunu ve işe yaramayacağını kendini bilen her erkek zaten kabul eder. paranın getirdiği imkanlar, her şeyden öte ortam; zaten yeni insanlarla tanışmak ve gezmek için en temel ihtiyaç. tekrar söylüyorum, kendini bilen erkek zaten parası olsa da her kadına para sebebiyle gezmeye çıkamayan, arkadaş çevresiyle görüşemeyen, giyecek doğru düzgün bir şeyi olmayan, hepsinden önemlisi; kafasında sürekli bir gelecek kaygısı olan erkeğin güvensizliği tamamen para dolayısıyladır. ben yaşadım da oradan an kendi yalnızlığımın sebebi, geçmişte bu duruma maruz kaldığım için şimdi güven denilen olguya uzak olmamdır."yalnızlığımın sebebi param olmaması" diyen erkeğe bir bakın, kendini ifade edebiliyorsa doğrudur. konu hakkında meriçlik yapmaya gerek yok. kadın düşmanı değilim, zaten herkesten eşit derecede nefret ediyorum ama deneyimler insan için gerçek kavramına dönüşüyor. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. ilk okuduğumda birinci cümle kadın, ikinci cümle erkek cümlesi gibi kadın her ne kadar "beni yalnız bırak" diyorsa da muhtemelen yalnız kalmak istemez. o yüzden bu cümleyi kuran kadından çok uzak durmamak gerekli diye düşünüyorum. ama "beni rahat bırak" diyen erkekten koşarak uzaklaşmak gerek diye düşünüyorum. hiç üstünde durmamak lazım. beni yalnız bırak öbür odaya git, gözüm rahat bırak öbür koltuğa git, sesini çıkarma. ortak payda bkz siktir git ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.

biraz yalnız kalmak istiyorum diyen erkek