Erkeklerinilgisini çekmek için süslenen, açık saçık kıyafetler giyinen, bakışlarıyla ilgi toplamaya çalışan düşük ahlaklı kadınlar da vardı. ((Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul 1936, C. IV, s.3506 ve C. V, s.3927 (Nur Suresi 31, Ahzab 59).))
Merhum Elmalılı M.Hamdi Yazır’ın, Hak Dini Kur’an Dili Tefsirinden “Yabancı bakışlardan gizledikleri süsleri ve cazibeleri belli olsun diye ses çıkaracak adımlarla yürümesinler.”Hiç kuşkusuz bu, insanın psikolojik yapısına, etki ve tepkilerine ilişkin derin bilginin ifadesidir. Çünkü kimi zaman şehvetin uyanması
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın Hak Dini Kur'an Dili eseri'nde Yahudilik ile ilgili bilgilerin dinler tarihi açısından değerlendirilmesi / Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, in the his work, Language of Quran Religion of Rights, Judaism with the evaluation of the informatin in terms of the history of religious
ElmalılıHamdi Yazır 60-Nikah ümidi kalmayan oturmuş kadınların, bir zinet ile gösterişe çıkmamaları şartıyla çarşaflarını bırakmalarında kendilerine bir günah yoktur; ancak iffet adabınca sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, herşeyi bitendir. Süleyman Ateş 60.
ElmalılıHamdi Yazır Karşılaştırması” başlıklı bildirisidir.1 Yazar bu çalışma-sında Elmalılı M. Hamdi Yazır’ın görüşlerinin yanı sıra, onun üslubu ve ko-nu takdimiyle ilgili tespitleri ve özellikle müşkile ait düşüncelerini zikret-mekle yetinmiştir. Ancak bu çalışmada oldukça dar kapsamdır. Bunun için
7skML. Örtünme Tesettür ile ilgili ayetler 8 kayıt Nûr / 30. Ayet قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ Mü’min erkeklere söyle Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar; iffet ve namuslarını korusunlar. Bu, onlar için daha temiz ve daha nezih bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların bütün yaptıklarını en iyi bilmektedir. Nûr / 31. Ayet وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَٓائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ Mü’min kadınlara da söyle Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar; iffet ve namuslarını korusunlar. Mecbûren görünen kısımları müstesnâ, güzelliklerini ve süslerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine kadar örtsünler. Güzelliklerini ve süslerini; kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, kendi oğullarından, üvey oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, müslüman kadınlardan, kendi câriyelerinden, erkeklikten kesilip kadınlara ihtiyaç duymayan hizmetçilerden veya henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Bir de gizledikleri güzelliklere, süslere dikkat çekecek ve erkeklerde arzu uyandıracak şekilde ayaklarını yere vurarak yürümesinler. Ey mü’minler! Hepiniz tevbe ederek Allah’a yönelin ki kurtuluşa eresiniz. Nûr / 60. Ayet وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَٓاءِ الّٰت۪ي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ اَنْ يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِز۪ينَةٍۜ وَاَنْ يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَهُنَّۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ Artık evlenme istek ve ümidi kalmamış yaşlı kadınların, güzellik ve süslerini yabancı erkeklere göstermemek şartıyla, dış giysilerini çıkarmaları günah değildir. Ancak olabildiğince iffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah her şeyi hakkiyle işiten, hakkiyle bilendir. Ahzâb / 32. Ayet يَا نِسَٓاءَ النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَاَحَدٍ مِنَ النِّسَٓاءِ اِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذ۪ي ف۪ي قَلْبِه۪ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَعْرُوفًاۚ Ey Peygamber hanımları! Siz diğer kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Allah’a gönülden saygı duymalı, O’na karşı gelmekten sakınmalı ve dâimâ konumunuzun gerektirdiği şekilde davranmalısınız. Bu sebeple, nâmahrem bir erkekle yumuşak ve cilveli bir edayla konuşmayın ki, kalbinde hastalık bulunan kimse size karşı herhangi bir şeytânî ümide kapılmasın. Size yaraşır şekilde ciddî ve ölçülü konuşun! Ahzâb / 33. Ayet وَقَرْنَ ف۪ي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُو۫لٰى وَاَقِمْنَ الصَّلٰوةَ وَاٰت۪ينَ الزَّكٰوةَ وَاَطِعْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ اَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْه۪يرًاۚ Dışarı çıkmanızı gerektiren zarurî bir sebep olmadıkça evlerinizde ağırbaşlılıkla oturun. Mecburi bir iş için çıkmanız gerektiğinde ise, eski câhiliye devri kadınlarının yaptığı gibi, süslerinizi ve câzibenizi dışarı vurarak çıkmayın. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah ve Rasûlü’ne itaat edin. Ey Peygamber’in şerefli hâne halkı! Allah bu emirleriyle sizden her türlü kiri gidermek ve sizi tertemiz kılmak istiyor. Ahzâb / 53. Ayet يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ اِلَّٓا اَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ اِلٰى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِر۪ينَ اِنٰيهُۙ وَلٰكِنْ اِذَا دُع۪يتُمْ فَادْخُلُوا فَاِذَا طَعِمْتُمْ فَانْتَشِرُوا وَلَا مُسْتَأْنِس۪ينَ لِحَد۪يثٍۜ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ يُؤْذِي النَّبِيَّ فَيَسْتَحْي۪ مِنْكُمْۘ وَاللّٰهُ لَا يَسْتَحْي۪ مِنَ الْحَقِّۜ وَاِذَا سَاَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعًا فَسْـَٔلُوهُنَّ مِنْ وَرَٓاءِ حِجَابٍۜ ذٰلِكُمْ اَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّۜ وَمَا كَانَ لَكُمْ اَنْ تُؤْذُوا رَسُولَ اللّٰهِ وَلَٓا اَنْ تَنْكِحُٓوا اَزْوَاجَهُ مِنْ بَعْدِه۪ٓ اَبَدًاۜ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ عِنْدَ اللّٰهِ عَظ۪يمًا Ey iman edenler! Peygamber’in evlerine izinsiz ve yemek vakti dâvetsiz girmeyin. Yemek için çağrıldığınızda da, yemeğin hazırlanmasını bekleyecek kadar erken gelmeyin. Yemeğe çağrıldığınız zaman girin, yemeği yer yemez birbirinizle sohbete dalmadan hemen dağılın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber’i rahatsız ediyor, fakat utandığından o size bunu söylemekten sıkılıyor. Allah ise gerçeği söylemekten asla çekinmez. Peygamber’in hanımlarından bir şey isteyeceğiniz zaman da onu perde arkasından isteyin. Böyle yapmanız, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri bakımından çok daha nezih ve temizdir. Artık Allah Rasûlü’nü üzmek de, onun ölümünden sonra hanımlarını nikâhlamanız size ebediyen yasaklanmıştır. Bunları yapmanız, Allah katında büyük bir günahtır. Ahzâb / 55. Ayet لَا جُنَاحَ عَلَيْهِنَّ ف۪ٓي اٰبَٓائِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓائِهِنَّ وَلَٓا اِخْوَانِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓاءِ اِخْوَانِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓاءِ اَخَوَاتِهِنَّ وَلَا نِسَٓائِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّۚ وَاتَّق۪ينَ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدًا Peygamber’in hanımları için babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, diğer mü’min kadınlar ve sahip oldukları câriyelerle perde olmaksızın görüşüp konuşmalarında bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının! Şüphesiz ki Allah, her şeye hakkiyle şâhittir. Ahzâb / 59. Ayet يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَٓاءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle evlerinden dışarı çıktıkları zaman dış örtülerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların iffetli kadınlar olarak tanınmaları ve kötü insanlar tarafından sözlü veya fiilî tâcize uğrayıp incitilmemeleri açısından en uygun yoldur. Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
Aylardır ülkemizin gündemini meşgul eden ve büyük tartışmalara sebep olan türban ve dolayısı ile örtünme konusunda Kur’an’da 3 ayet vardır 24/31, 33/59, 24/60 Ayetlerden ilk ikisi örtünme ile, üçüncüsü ise cinselliği geri planda kalmış yaşlı kadınların örtünmeden muaf tutulmaları ile ilgilidir. Sözlü ve yazılı tartışmalarda bu ayetlerin sözü çok ediliyor, fakat herkesin çok kolay ulaşabileceği ayetleri ortaya koyup üzerindeki yorumları ele alan pek yok. Tesettür yani örtünme ile ilgili en önemli ayet Kur’an’ın 24. Sırasında yer alan NÛR Suresi 31. ayetidir. Bu ayete ÖZTÜRK’ ün getirdiği tercüme meal değil ile Elmalılı M. Hamdi YAZIR ’ın mealindeki az farklı bölümler italik harfle yazılı ve Almet TEKİN’ in Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru isimli Tefsîrî Mea’ indeki farklı bölümler koyu italik harflerle - ise şöyle ’ Mümin Kadınlara da söyle ** Bakışlarını yere indirsinler, /Hain bakışlardan sakınıp, zerafetlerini koruyarak önlerine baksınlar ** Irzlarını/ eteklerini korusunlar/ Namus ve iffetlerini korusunlar, bellerine sahip olsunlar ** Süslerini/zinetlerini, görünen kısımlar müstesna açmasınlar. /Kendiliğinden görünenler dışında zinetlerini açmasınlar/Örtünme zarureti olmayan ve görünen kısımlar hariç, cezbedici yerlerini ve güzelliklerini teşhir etmesinler ** Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. / Ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar./Baş örtülerini, gerdanlarını ve gerdanlıklarını açık bırakmayacak şekilde göğüslerinin üzerine sarkıtarak örtsünler ** Süslerini şu kişilerden başkalarına göstermesinler .......... Kocaları ...........Yahut babaları, ............Yahut kocalarının babaları ............Yahut oğulları ............Yahut kocalarının oğulları ............Yahut kardeşleri ............Yahut kardeşlerinin oğulları ............Yahut kendi kadınları ............Yahut ellerinin altında bulunanlar ............Yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar ............Yahut kadınların mahrem yerlerini anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar ** Süslerinden gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. / Gizlemekte oldukları güzelliklerini, takıları anlaşılsın diye ayaklarını yere vurarak erkekleri tahrik etmesinler Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz ’ Ve örtünme konusundaki ikinci önemli ayet Kur’an’ın 33. Sırasındaki Ahzâb Suresi Bu ayette de farklı açıklamalar yukarıdaki uygulamadaki gibi gösterilmiştir. ’ Ey Peygamber ! Eşlerine,kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle ** Dış giysilerini üzerlerine alsınlar. / Cilbablarıyla çarşaflarıyla üzerlerini sıkı örtsünler. / Sokağa tenlerini göstermeyen, vücut hatlarını belli etmeyen elbiselerini giyerek çıksınlar ** Tanınıp incinmemeleri için bu çok daha uygun bir yoldur. / Bu onların tanınmalarına ve tanınıp eza edilmemelerine en elverişli olandır. / Bu tür örtünme onların, vakar ve heybetleri ile hür kadınlar olarak tanınıp, kendilerine hüemet edilmesine; sarkıntılık yapılmamasına, incitilmemelerine en uygun bir örtünmedir. ** Allah Gafûr ve Rahim’ dir. ’ Ve sonuncu ayet. 4. Sure olan Nur Suresi 61 ayeti’ Artık nikah arzuları kalmamış, hayızdan ve evlattan kesilen kadınların. Süslerini göstermek ortalıkta dolaşmamaları şartıyla örtülerini bırakmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama saakınmak için titiz davranmaları, onlar için daha hayırlıdır. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir. ’ Yukarıda görüldüğü gibi ilk ayette baş örtüsünden bahsediliyor ama baş örtüsü ile kadınların kapanıp örtünmesi zorunlu olan uzuvlarının baş ve saçlar mı yoksa baş örtüsünün sarkıtılan uçlarının gerdanı mı örtmesi konusunda yorum ve anlama farklılıkları söz konusu. İkinci ayette ise baş örtüsünün bahsi geçmiyor. Evden dışarı çıkıştaki kıyafetten söz ediliyor. Bu ayetteki farklı yorumlanan bir kelime var CİLBAB. Bu kelime genel anlamıyla elbise olarak da yorumlanıyor. Çarşaf benzeri belki de o zamana özel dışarıda giyilen bir giysi olarak da. Bu satırların yazarı olarak ben hüküm verme ve yorum konusunda ehil olmadığım için, ne anlaşılması gerektiği hususunu siz okurlara bırakıyorum.
Bazı Kuran tefsirlerinde "cilbab" kelimesi tam olarak geçerken, bazılarında cilbab kullanılmaz ama onun anlamını taşıyan "dış örtü" kullanılır. Cilbab ayeti olarak bilinen ayet ise Ahzab suresindeki 5. ayettir; "Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından dış elbiselerinden üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." Ahzab suresi, 59. ayet, Elmalılı Hamdi Yazır Meali "Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." Ahzab suresi, 59. ayet, Diyanet meali İslam alimleri ayette geçen cilbabı farklı şekilde tanımlamışlardır. Genel olarak dış örtü demek ise de, detaya indiğinde bazıları başörtüsü, bazıları elbise, bazıları çarşaf olarak bunu adlandırmışlar ve ona göre kadınların giyim tarzının nasıl olmasını gerektiğini yorumlamışlardır. Ama genel olarak kabul gören görüş örtünmenin şekli ve sınırlarıdır. Bu örtünmenin hangisiyle başörtü, elbise, çarşaf... olacağının değilde dış elbise olarak kadının nasıl giyineceğini anlatıyor. İslam alimleri İslam’da belli bir elbise modelinin olmadığını, önemli olan Müslüman bir kadının, dinimizin emirlerine uygun bir şekilde örtünmesi gerektiğidir. Örtünme ayeti Bu ayetinden daha önce inen ve kadının asıl örtünme şeklini belirleyen ayet aslında Nur suresinin 31. ayeti kerimesidir. "Mümin kadınlara da söyle Gözlerini harama bakmaktan korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine kadar örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanlar köleleri, erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tabi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz." Nur suresi, 31. ayet, Diyanet meali Kadınlarda örtünme ile ilgili ayrıntılı yazımıza bakabilirsiniz; Kadınlarda örtünme Özetle Cilbab nasıl olmalıdır Cilbab, kadının evinden çıktığında üzerine örttüğü, giyindiği dış örtüdür. Bunun içinde gerek hadislere göre, gerek İslam alimlerine göre cilbabta olması ve olmaması gerekenler özetle şunlardır; Bütün bedeni örten bir elbise olmalısı, İnce ve şeffaf olmaması, Dar olup, vücut hatlarını belli etmemesi, Erkek elbisesine benzememesi, Gayri Müslim kadınların özel elbiselerine benzememesi, Çok süslü olup dikkat çekmemesi, Çarşaf iyi bir dış elbise olarak kabul edilir, ama cilbab sadece çarşaftan oluşur demek doğru değildir, Renk ile ilgili bir şey emredilmemiş fakat siyah ya da koyu renkli olması dikkat çekmeyeceği için daha makbul görülür.
Örtünmek ile ilgili hadisler nelerdir? Peygamberimizin örtünme hakkındaki bazı sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin örtünme hakkındaki bazı hadis-i şerifleri. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem örtünme ile ilgili âyetlerin tefsirini yapmış ve uygulama esaslarını göstermiştir. Bu konuda çeşitli hadisler nakledilmiştir. Biz birkaç tanesini nakledeceğiz. ÖRTÜNMEK HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER Hz. Âişe’den rivayete göre bir gün Hz. Ebûbekr’in kızı Esmâ ince bir elbise ile Rasülullah huzuruna girmişti, Hz. Peygamber ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu “Ey Esmâ! Şüphesiz kadın ergenlik çağına ulaşınca onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir.” Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti.[1] Yine Hz. Âişe’den nakledilen başka bir hadiste; “Allahü Teâlâ ergen kadının namazını başörtüsüz kabul etmez” buyurulmuştur.[2] Ebû Hanîfe’ye göre; bir uzvun dörtte bire kadar olan kısmı açılırsa namaz sahih olurken, açılan kısım uzvun dörtte birini geçerse namaz bozulur. Cinsel uzuv ve arkadan dirhem mikdarı az bir yer bile açılsa namaz batıl olur. Ebû Yûsuf’a göre bir uzvun yarısı esas alınmıştır. Yarıdan azının açılması namaza zarar vermezken, fazlası namazı bozar. İmâm Şâfi’ye göre ise avret yerinden herhangi bir kısmın açılması namazı bozar.[3] Hz. Âişe ilk başörtüsü uygulamasını şöyle anlatır “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet etsin. Onlar başörtülerini yakalarının üstüne taksınlar...” en-Nûr, 24/31 âyeti inince etekliklerini kesip bunlardan başörtüsü yaptılar. Yine Safiyye binti Şeybe şöyle anlatır “Biz Âişe ile birlikte idik. Kureyş kadınlarından ve onların üstünlüklerinden söz ediyorduk. Hz. Âişe dedi ki Şüphesiz Kureyş kadınlarının bir takım üstünlükleri vardır. Ancak ben, Allâh’a yemin olsun ki, Allâh’ın kitabını daha çok tasdik eden ve bu kitaba daha kuvvetle inanan Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nitekim, Nûr süresindeki “Kadınlar başörtülerini yakalarının üstüne taksınlar...” âyeti inince, onların erkekleri bu âyetleri okuyarak eve döndüler. Bu erkekler eşlerine, kız, kız kardeş ve hısımlarına bunları okudular. Bu kadınlardan her biri etek kumaşlarından, Allâh’ın kitabını tasdik ve ona îman ederek baş örtüsü hazırladılar. Ertesi sabah, Hz. Peygamber’in arkasında başörtüleriyle sabah namazına durdular. Sanki onların başları üstünde kargalar vardı.” [4] Dipnotlar [1] Ebû Dâvûd, Libâs, 31; Ebû Dâvûd bu hadise mürsel» demiştir. Çünkü Hâlid b. Düreyk bunu Hz. Âişe’den işitmemiştir. bk. Kurtubî, age, XII, 152; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, V, 137. [2] İbn Mâce Tahâre, 132; Ebû Dâvûd, Salât, 84; Tirmizî, Salât, 160; Ahmed b. Hanbel, IV, 151, 218, 259. [3] bk. Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, II, 68; eş-Şâfîî, el-Ümm, I, 77; Zühaylî, el-Fıkhu’l- İslâmî ve Edilletüh, Dımaşk 1405/1985, I, 585, 586; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali, İstanbul 1992, s. 226-228. [4] Buhârî, Tefsîru Sûre, 24/12; Ebû Dâvûd, Libâs, 29; Ahmed b. Hanbel, VI, 188; İbn Kesîr, age, II, 600. Kaynak Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, Erkam Yayınları İslam ve İhsan
Kur’an’da örtünme ayetleri var mıdır? Örtünmek hakkında ayetler nelerdir? Kur’an’da örtünmeyi emreden örtünme ihtiyacının ilk insan Hz. Âdem ve Havva aleyhisselam ile başladığı, çıplaklığın çirkin bir şey olduğu âyette şöyle belirtilir “Ey Âdemoğulları! Şeytan ana ve babanızı kötü yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak nasıl Cennet’ten çıkardıysa, sizi de aldatmasın.” [1] “Ey Âdemoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek bir giysi, bir de giyip süsleneceğiniz bir giysi indirdik. Takva örtüsü ise daha hayırlıdır,” [2] Hayvan yünlerinden giysi için yararlanmanın gereğine şöyle işaret edilir “Davarları da o yaratmıştır ki, bunlarda sizin için ısıtıcı ve koruyucu şeyler ve nice yararlar vardır.” [3] Örtünmenin gayesi başkasının bakışlarından korunmak ve ırzı meşru olmayan cinsel isteklerden sakınmaktır. İnsandaki edep ve haya duygusu örtünmeyi gerektirir. Ancak mü’min erkek ve kadınların örtünmede asıl gayesi Yüce Allâh’ın rızasını kazanmak olmalıdır. Çünkü Allahü Teâlâ’nın emir ve yasaklarına uymak bir ibadettir. Namaz ve oruç gibi ibadetleri emreden Allah, ibadet içinde ve dışında örtünmenin şekil ve sınırlarını da belirlemiştir. KUR’AN’DA ÖRTÜNMEYİ EMREDEN AYETLER Cahiliye döneminde Arap toplumu Kâbe’yi çıplak tavaf ederlerdi. Gündüz erkekler, gece kadınlar gelir ve tavaflarını anadan doğma yaparlardı. Onlar; “içinde günah işlediğimiz giysilerimizle tavaf yapamayız” diye bir gerekçe de gösterirlerdi. İşte daha Mekke döneminde İslâm toplumunun tavaf sırasında ve namazda örtünmesi gerektiğini bildiren şu âyet indi “Ey Âdemoğulları! Her mescide gelişte zînetinizi giyin.” [4] Âyet, tavafı ve namaz için mescide gelmeyi kapsamına alır. Buradaki “zînet” sözcüğü “elbise, giysi” olarak tefsir edilmiştir. Böylece namaz ve tavaf gibi ibadetlerde avret yerlerinin örtülmesi farizasını İslâm getirmiş oldu.[5] Başka bir âyette; gizli yerlerini örtüp koruyan erkeklerle kadınların Yüce Allâh’ın affına ve büyük bir mükâfata ulaşacakları belirtilir.[6] Örtünmede karşı cinsin bakışlarından korunmak söz konusu olunca, İslâm bakanla ilgili olarak da bir sınırlama getirmiştir. Erkeklerin gözlerini sakınması, kadınların iffetini korumak içindir. Âyette şöyle buyurulur “Mü’min erkeklere söyle. Gözlerini haramdan sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, kendileri için daha temizdir. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarından haberdardır.” [7] Kadınların Örtünmesi ile İlgili Ayet Kadınların örtünmesi konusunda ise şöyle buyurulur “Mü’min kadınlara da söyle Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zînet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar. Zînet yerlerini kendi kocalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine müttali olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizlemekte oldukları zînetleri bilinsin diye ayaklarını vurmasınlar. Ey mü’minler! Hepiniz Allâh’a tevbe edin. Umulur ki kurtuluşa eresiniz.” [8] Âyetteki “humur baş örtüleri” sözcüğünün tekili “hımâr” olup, sözlükte; kadının kendisi ile başını örttüğü şey, demektir. Saîd b. Cübeyr ö. 95/713, baş örtüsünün kadının boyun ve göğüs kısımlarını örtecek ve bunlardan hiçbir şey göstermeyecek nitelikte olması gerektiğini söylemiştir.[9] Kadınların ev dışında veya yabancı erkeklerin yanına çıkarken normal ev içi giysilerinin üstüne bir dış elbise daha giymeleri gerekir. Âyette şöyle buyurulur “Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu, onların tanınıp kendilerine sarkıntılık edilmemesi için daha uygundur. Allah çok yarlığayıcı ve çok esirgeyicidir.” [10] Cilbab Nedir? Ahzâb sûresi ve dolayısı ile yukarıdaki âyet, Medine’de 5-7. hicret yılları arasında inmiştir. Âyetteki “celâbîb” sözcüğü “cilbâb”’ın çoğulu olup sözlükte; geniş elbise, gömlek ve baş örtüsü gibi anlamlara gelir. Kadını baştan aşağı örten çarşaf, ferace, manto gibi giysiler de cilbab kapsamına girer, “Cilbab” bir fıkıh terimi olarak Elmalılı tarafından şöyle tarif edilmiştir “Kadınların elbiselerinin üstüne giydikleri her çeşit giysidir”, “Kadını tepeden tırnağa örten giysidir”, “Kadınların örtündükleri her türlü elbise ve başka şeylerdir.” [11] Ümmü Atıyye’den radıyallahu anh şöyle dediği nakledilmiştir “Resûlüllah bize ramazan ve kurban bayramı namazlarında azatlı cariyeleri ve yetişkin kızlarımızı birlikte mescide götürmemizi emretti. Ancak ay hali olanlar namaza katılmayacak ve arka taraftan öğüt, konuşma, hutbe ve duaları izleyecekler ve getirilecek tekbirlere katılacaklardı. Hz. Peygamber’e sordum Ey Allâh’ın Rasûlü! Bizden birimizin bu çocukları için dış elbisesi cilbâb bulunmazsa ne yapalım?” Hz. Peygamber; “Kardeşi onu kendi cilbabı dış örtüsü ile örtsün.” buyurdu.[12] Yaşlı Kadınların Örtünmesi ile İlgili Ayet Diğer yandan kadın yaşlanıp ay halinden kesilir ve cinsel yönden erkeklere istek duymaz olursa, bunun için örtünmede bazı kolaylıklar getirilmiştir. Yüce Allah şöyle buyurur “Ay halinden kesilmiş ve evlenme arzusu kalmamış olan yaşlı kadınların zînet yerlerini göstermemek şartıyla dış örtülerini bırakmalarında kendileri için bir sakınca yoktur. Bununla birlikte, yine de sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah her şeyi işitmekte ve bilmektedir.” [13] Örtünmenin âhiret hayatında da söz konusu olacağı, îman edip güzel amel işleyenlerin ecri arasında şöyle belirlenir “Onlar tahtlar üzerinde kurularak orada altın bileziklerle benezenecekler, ince ve kalın saf ipekten yeşil elbiseler giyeceklerdir. Ne güzel sevap ve ne güzel dayanak!” [14] “Şüphesiz Allah, îman edip, güzel iş yapanları altından ırmaklar akan Cennetlere sokacak. Orada bunlar altından bileziklerle, incilerle bezenecekler. Orada giysileri de ipektir.” [15] “Onların üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri de onlara son derece temiz bir içecek içirmiştir.” [16] Dipnotlar [1] A’râf, 7/27. [2] A’râf, 7/26. [3] Nahl, 16/5. [4] A’râf, 7/31. [5] bk. Cassâs, Ahkâmu’l-Kur’ân, tahk. M. es-Sâdık Kamhâvî, Kahire IV, 205 vd.; Elmalılı, age 2. baskı, İstanbul 1960, III, 2151, 2152. [6] bk. Ahzâb, 33/35. [7] Nûr, 24/30. [8] Nûr, 24/31. [9] bk. Kurtubî, age, XII, 153; İbn Kesîr, Muhtasar Tefsîr, thk. M. Ali es-Sâbûnî, 7. baskı, Beyrut 1402/1981, II, 600; Elmalılı age İst. VI, 15. [10] Ahzâb, 33/59. [11] Elmalılı age, VI, 337. [12] bk. Buhârî, Hyz, 23, Salât, 2, îdeyn, 20, Hac, 81; Müslim îdeyn, 10-12; Tirmizi, Cuma. 36; İbn Mâce, ikâme, 165; İbn Hanbel, V, 84; Nevevî ö. 676/1277; hadisin doğru anlamının şöyle olması gerektiğini söyler Kendisine gerekli olmayan başka bir dış örtü ile onu örtsün.» bk. Sahîhu Müslim, Çağrı Yayınevi baskısı, İst. 1992,1, 606, dip not; 3; Kurtubî, age, XIV, 156. [13] Nûr, 24/60. [14] Kehf, 18/31. [15] Hac, 22/23. [16] İnsân, 76/21. Kaynak Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, Erkam Yayınları İslam ve İhsan
örtünme ile ilgili ayetler elmalılı hamdi